Berta Isla

Bir kadınım ve erkekler benim için hep karşı taraf olacak. Öyle çok bilinmez bir karşı da değil üstelik. Evet, benim için de konunun bir cins değil insan olmak sorunu olduğu zamanlar çok oldu. Ama birşey var ve kırılamaz, sağlam sınırlarla belirli. Feminist olun, empat olun, anlayış abidesi kesilin ama değişecek şeyler değil.

Söyledikleri şeyi yapmadıklarında onlar kusurlu insan soyu olurlar, siz sorumluluklarını yerine getirmeyen kadın olursunuz. Sizin canınız birşeyler yapmak istediğinde kutsal kadınlık, annelik hükmüne tabisinizdir; onlar tabi ki doğal ihtiyaç kurallarına. Onların -ki çoğu boşgezendir ve yaptığı iş ne bedenen ne zihnen bir yıpranma gerektirmez- işleri hep gündemin en önemli maddesi olmalıdır, kadınınki ise çocuğun bakımını, evin temizliğini, evdeki adama olan görevleri aksatmayacak nitelikte olmalıdır.

Çok önemli değildirler ama hep ama hep önemsenmelidirler. Oldu canım.

Böyle çatapat bir girizgahtan sonra uzun uzun Berta İsla’dan bahsedeceğim sanılmasın.

Sevgili Javier Marias’ın son romanı bu ve okuyup bitirmem çok uzun sürdü. Bazı dönemlerde kitap okuma isteksizliğim oluyor çok haklı olarak. Bu kitapçağız da bu döneme denk geldi. Çok uzun bir zamana yaymış da olsam zevkle okudum.

Berta tam on iki yıl tek başına çocuklarını büyüten, kocasını öldü bilmesi emredilen, cesedini bile aramasına izin verilmeyen bir kadın. Kocası Tomas gizli işleri sebebiyle yıllarca orda burda gezen, başka hayatlar kuran ama hep Berta’sına kavuşmak düşüncesinde olan bir adam. Odysseus ve Penelope hikayesini sık sık hatırlatan bir durum kısaca. Benim canımı sıkan ise bu geride iz bırakmadan ortadan kaybolan kocanın karısı tarafından sorgulanmadan, yıllarca beklemesi gerektiği vurgusu. Büyük büyük ve gereksiz fedakarlıkları biraz da erkekler üzerinden hikaye edin artık.

Koca Tomas Nevinson ki bu arkadaş, adı Yarınki Yüzün üçlemesinde bir yerlerde geçen MI6 ajanlarından biri. Maalesef üçlemenin hangi kitabında ve hangi bağlamda geçtiğine bakıp bilgi tazelemem mümkün olmadı. Tomasçığımızın MI6’e katılması bizatihi kendi korkaklığı ve beceriksizliğinden sebep. Ama tabi ki ceremesini Berta ve iki küçük çocuğuna çektiren, sıradan çok önemli olduğunu sanan ama maalesef önemsiz erkek tiplerinden. Tomas yaptığı işten sebep pek çok sorunu her türlü yoldan ve çok haklı olarak çözdüğüne, krallığın koruyucusu olduğuna kendini inandırmış bir ajan.

Tomas tüm kabiliyetlerine ve Berta’ya duyduğu sevgiye rağmen benim için sünepe ve ben ben ben diye zırlayan erkek cinsi kümesinden çıkamayacak bir karakter.

Ama durun, biraz fazla gömmüş olabilirim kendisini. Buna rağmen Berta’nın kapısına on iki yıl sonra geldiğinde söylediği şu sözler kalbimi acıttı ve beni ağlattı:

“Erkenden başka her şey, Berta.” dedi adam. “Beni tanımadın, öyle değil mi? Şaşırmam, ben de kendi kendimi zar zor tanıyorum. Tomas’ım ben, ve vakit erkenden başka her şey. Sanırım çok geç.”

Kitabı Allah belanı versin ya da kısaca ABV Tomas diyerek bitirdim.